Osman Şahin'in Sesinden Mukabele 2021 | 8. Cüz (Hatimli)

Ramazan mukabelesi, mübarek Ramazan-ı Şerif boyunca gerçekleştirdiğimiz en önemli ibadetlerden biridir. Resul-i Ekrem Efendimizin de Ramazan ayında Cebrail aleyhisselam ile mukabele ettikleri bilinir. VAV TV olarak her gün bir cüzle siz değerli okurlarımıza ulaşmayı ve Kur'an-ı Kerim'in hatmini birlikte tamamlamayı istiyoruz. Bu minvalde on dört asırlık mukabele geleneğimizi Osman Şahin’in sesinden dinlemek için her sabah 07.00 VAV TV’yi açabilirsiniz.

19 Temmuz 2021 | 23:15

8. CÜZDE HANGİ SURELER BULUNUR?

🔸 Kur'an-ı Kerim'in 8. cüzü, En'âm suresinin 111. ayetinden sonuna kadar olan kısmı ve A'raf suresinin 1-88. ayetlerini ihtiva eder. EN'ÂM SURESİ Kur'an-ı Kerim'in altıncı suresi olan En'âm suresinin tamamı, Mekke döneminin sonlarında bir gecede nazil olmuştur.

🔸 165 ayetten oluşan sure, ismini 136, 138 ve 139. ayetlerde zikredilen ve "deve, sığır, koyun ve keçi" gibi manalara gelen en'âm sözcüğünden almıştır. 🔸 En'âm suresi, Allah'ın birliği ve Hz. Muhammed'in hak peygamber olduğuna dair kesin belgeler, puta tapıcılığı red ve iptal eden delil ve hüccetler barındırmaktadır.

🔸 Tevhid inancının, peygamberliğin, yaratılışın, yeniden dirilişin kesin delilleriyle anlatıldığı surede, şirk ve dalâlet ehlinin sapkın görüşlerini, bâtıl inanışlarını reddeden belgeler bulunmaktadır.

🔸 Eti yenen ve yenmeyen hayvanlar açıklanmış, helal ve haram ile ilgili hükümler zikredilmiştir.

EN'ÂM SURESİNDE VURGULANAN KONULAR

En'âm suresi, Kur'an-ı Kerim'de "elhamdülillâh" sözü ile başlayan beş surenin ikincisidir.

🔸 Gökleri ve yeri yaratanın, bütün varlıkları belirli bir ölçü ve sınır ile belirli bir zaman diliminde yaşatanın Allah olduğu bildirilmiştir.

🔸 Gerçeklere inanmayan, Allah'ın sunmuş olduğu nimetlerin kıymetini bilmeyen inkârcıların Peygamber'in (sav) bir melek olması, vahiy yerine yazılı bir kitap gelmesi şeklindeki itirazlarına cevap verilmiştir.

🔸 Göklerde ve yerde Allah'tan başka bir ilahın bulunmadığı kesin ifadelerle belirtilmiştir. "Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah'a mahsustur. Ama yine de kâfir olanlar (putları) rablerine eş tutuyorlar. Sizi (özel) bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. O'nun katında bir ecel daha vardır. Siz hâlâ şüphe ediyorsunuz. O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi açığınızı bilir, neyi yapıp ettiğinizi de bilir."

🔸 Allah'ın göklerin de yerin de mutlak hâkimi, yaratıcısı ve yöneticisi olduğu vurgulanan ayetlerde evren ve bütün evrendeki her şeyin farkında olarak veya olmayarak O'na kulluk ve itaat ettiği vurgulanmıştır.

🔸 Mekke müşriklerine cevap şeklinde görülebilecek olan bu ayetlerde aslında küfür ve şirkin her türünün yok edilmesi hedeflenmiş; Allah'a kulluk etmenin önemi ifade edilmiştir.

🔸 Tevhid inancının detaylıca anlatıldığı ayetlerden sonra peygamberlere karşı müşriklerin giriştikleri mücadelelerde onların elinde kuru inattan başka bir kanıta sahip olmadıkları zikredilmiştir.

8. Cüz - En'âm suresinin 111-165. ayetleri

8. cüzde yer alan ilk ayetler, daha önceki ayetlerde geniş olarak bildirilen müşriklerin tutumları, inat ve inkârları zikredilmiş; her türlü delile rağmen onların yine de iman etmeyecekleri bildirilmiştir.

🔸 Resulullah'ın bir mucize getirmesi halinde inanacaklarına dair yemin eden müşriklere Allah'ın Kur'an'ı indirmesinin yeterli olduğu başka bir mucizeye ihtiyaç bulunmadığı zikredilmiştir. (De ki:) "Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size kitabı açıklanmış olarak indiren O'dur." Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

8. Cüz - En'âm suresinin 111-165. ayetleri 8. cüzde yer alan ilk ayetler, daha önceki ayetlerde geniş olarak bildirilen müşriklerin tutumları, inat ve inkârları zikredilmiş; her türlü delile rağmen onların yine de iman etmeyecekleri bildirilmiştir.

🔸 Resulullah'ın bir mucize getirmesi halinde inanacaklarına dair yemin eden müşriklere Allah'ın Kur'an'ı indirmesinin yeterli olduğu başka bir mucizeye ihtiyaç bulunmadığı zikredilmiştir.

(De ki:) "Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size kitabı açıklanmış olarak indiren O'dur." Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

🔸 Ayetlerde büyük günahlara değinilmiş; ilk yasağın da hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmamak olduğu bildirilmiştir.

🔸 Anne ve babaya saygısızlık etmenin, geçim korkusuyla çocukların canına kıymanın, fuhuş yapmanın, adam öldürmenin, yetim malı yemenin, eksik tartıp noksan ölçmenin sakınılması gereken en büyük günahlar olduğu zikredilmiştir.

🔸 Adaletten ayrılmamanın altı çizilmiş ve Allah'a karşı ahdi yerine getirme tavsiyesinde bulunulmuştur.

🔸 Selâmete çıkaracak doğru yolun ancak bu yol olduğu, bütün semavî dinlerde müşterek olan ve Tevrat'ta da "on emir" adıyla yer almış bulunan bu temel ilkeler hatırlatılmıştır.

🔸 Bu temel ilkeler hatırlatılarak sure adeta özetlenmiş; dinde kitaba uymanın önemine yeniden dikkat çekilmiştir. "Bu da (Kur'an) bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun ve günahtan korunun ki size rahmet edilsin.

"Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi; biz ise onların okuduklarından tamamen habersiziz" demeyesiniz; Yahut "Bize de kitap indirilseydi, doğru yolu bulmada onları geçerdik" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size rabbinizden apaçık bir delil, bir hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalan sayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim vardır? Ayetlerimizden yüz çevirenleri yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız."

🔸 İyilikle gelenin iyiliğinin karşılığının fazlasıyla verileceği müjdelenmiş; bir iyiliğe on katıyla mükâfat verileceği müjdelenmiştir.

🔸 Kötülükle gelene ise o kötülük kadar ceza verileceği bildirilmiş; Allah'ın çok bağışlayıcı ve rahmet sahibi olduğu ifade edilmiştir.

"Kim iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır; kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar."

A'RÂF SURESİ

Kur'an-ı Kerim'in yedinci suresi olan A'râf suresi, Mekke döneminde nazil olmuştur.

🔸 Mekke devrinde nazil olan en uzun sure olarak bilinen A'râf suresinin Hicret öncesinde, En'âm suresinin akabinde indirildiği tahmin edilir.

🔸 A'râf kelimesi, yüksekçe yer manasına gelen urf kelimesinin çoğuludur. Dağın tepesine, atın yelesine, horoz ibiğine de urf denildiği bilinmektedir. 🔸 A'râf suresinde geçtiği manada ise cennet ile cehennem arasındaki surun yüksekçe yerleri anlamında zikredilmiştir.

🔸 Ayetlere göre cennet ile cehennem arasında bir hicâb/duvar bulunmaktadır. "İki taraf arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki bunlar, henüz cennete girmedikleri halde (girmeyi) uman cennet ehline, "Selâm size!" diye seslenirler."

A'RÂF SURESİNDE VURGULANAN KONULAR

A'râf suresi, üslup açısından bir önceki sure olan En'âm suresini andırmakta ve onun devamı gibi görünmektedir.

🔸 Bakara ve Âl-i İmrân sûreleriyle yer yer muhteva benzerlikleri gösteren A'râf suresinde, iman, itikat, ahirete iman gibi meseleler zikredilmiştir. Vahiy, nübüvvet ile ilgili deliller getirme intibaını verse de bu surede diğer peygamberlerle Resul-i Ekrem'in (sav) karşılaştıkları durumlar ele alınmıştır.

🔸 Ahirete iman ile ilgili hususlar, A'râf suresinde sebep ve sonuç açısından ele alınmış ve tüm yönleriyle aydınlatılmış; cennet ve cehennem yanında birde araftan söz edilmiştir.

🔸 A'râf suresi, sadece İslam dini açısından değil; diğer semavi dinler açısından da ahirete iman ile ilgili tamamlayıcı ve nihai hedefe ulaştırıcı bir nitelik taşımaktadır.

8. Cüz - A'râf suresinin 1-88. ayetleri

Kur'an-ı Kerim'in 8. cüzü, A'raf suresinin 1-88. ayetlerini ihtiva eder.

🔸 A'râf suresi, vahyin önemine değinen ve ona uymanın gerekliliğini bildiren ayet-i kerimelerle başlar.

🔸 Vahiy bilgisinin ulaşmış olması ile bireylerin sorumluluklarına dikkat çekilmiş ve ahiret gününde amellerin tartılacağı, iyilerin kurtulacağı ve günahkârların da ceza görecekleri belirtilmiştir.

🔸 Ahiret ve iman konularına değinen ayetlerde ahireti inkârın, kibir ve kendini beğenmişlikten ya da keyfi yaşayış ve günaha düşkünlük gibi iki farklı sebepten kaynaklandığı belirtilmiştir.

🔸 Nitekim şeytan da kibrinden dolayı Hz. Âdem'e secde etmemiştir.

"Doğrusu sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! Andolsun sizi yarattık; sonra size şekil verdik; sonra da meleklere, "Âdem'e secde edin" diye emrettik. İblîs'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenler arasında yer almadı. Allah buyurdu: "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblîs), "Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi."

🔸 Allah'ın kullarına kötü ve çirkin bir şey emretmediği, doğru ve güzel olanı emrettiği bildirilmiştir.

🔸 Allah, yalnızca kendisine kulluk edilmesini ve verdiği nimetlerden meşrû ölçüler içinde faydalanılmasını ister. "De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

🔸 Kibir hakkındaki ayetlerde kibrin kötü bir haslet olduğu belirtilmiş ve buna ilişkin hükümlere değinilmiştir.

🔸 Kibirlerinden dolayı Allah'ın ayetlerini inkâr edenlere gökyüzünün kapılarının açılmayacağı; deve iğnenin deliğinden geçse de onların cennete giremeyecekleri vurgulanmıştır. "Bizim ayetlerimizi asılsız sayanlar, büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!"

🔸 İman edip iyilik yapanların ise göğüslerini daraltan tüm sıkıntılardan kurtulacakları ve sevinçle cennete girecekleri belirtilmiştir.

🔸 Orada cehennem ehline seslenip, "Biz Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diyecekler, onlar da, "Evet, bulduk" diye cevap vereceklerdir.

🔸 Ardından a'râftakilerin cehennemliklere kibirlerinin bir işe yaramadığını söyleyecekleri vurgulanmıştır.

🔸 A'râftakilerin "Mal ve mülkünüzün, kasılıp kibirlenmenizin bir fayda vermediğini şimdi gördünüz değil mi?" diye cehennemliklere seslenecekleri belirtilmiştir.

🔸 Dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri dünya hayatının aldattığını ve onların karşılaşacakları büyük günü unuttukları ifade edilmiştir.

🔸 Allah'ın ayetlerini bile bile inkâr ettikleri vurgulanmış; kıyamet gününde de Allah'ın onları unutacağı bildirilmiştir.

"Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, içinde tam bilgiye dayalı açıklamalar yaptığımız bir kitap getirdik. (Fakat) onlar, hesap gününün gerçekleşmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Gerçekleştiği gün, önceden onu yok sayanlar derler ki: "Doğrusu rabbimizin elçileri gerçeği getirmiştir. Keşke bizim şefaatçilerimiz olsa da bize şefaat etseler veya (dünyaya) geri döndürülsek de yapmış olduğumuz amelleri başka türlü yapsak!" Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de (putlar) kendilerinden uzaklaşıp kayboldu."

🔸 Gökleri ve yeri, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan, yarattıklarını en yüce bir hükümranlıkla yöneten Allah'ın buyrukları her yerde geçerli olduğu ifade edilmiştir.

🔸 Yaratmanın da buyurmanın da Allah'a ait olduğu, onun huzurunda saygı, tevazu ve ümit ile dua edilmesi emredilmiştir.

🔸 Allah'ın bozguncuları ve azgınları sevmediği, iyilik yapanlardan ise rahmetini esirgemediği vurgulanmıştır.

🔸 İlerleyen ayetlerde Nuh kavminin azgınlığı ve taşkınlığı, Hûd kavminin nankörlüğü Semûd kavminin kendini beğenmişliği yüzünden helak oldukları belirtilmiştir.

🔸 Lût kavminin hayâsızlığa saplandıkları, kadınları bırakıp erkeklere ilgi duydukları ifade edilmiştir.

🔸 Hz. Şuayb'ın da kavmini uyardığı ve inananlara baskı yapmamalarını söylemiş ancak sözlerine inanmayı kibirlerine yedirememişlerdir.

🔸 Bu nedenle Hz. Şuayb'ı ve inananları ülkeyi terk etmeye zorlamışlar ve sonucunda kendileri zararlı çıkmış; üzerlerine azap yağmıştır.